Futbol sahasında 11'e 10 oynuyorsanız, skor avantajına sahipseniz ve rakibiniz dev bir kulüp bile olsa iş bitmiştir der çoğu kişi. Ama futbolun cilvesi işte...

Galatasaray, Torino'da Juventus karşısında 49. dakikadan itibaren bir kişi fazla oynadığı halde momentumu bir türlü elinde tutamadı, oyunu soğutamadı ve 90 dakikayı 3-0 yenik kapatarak maçı uzatmaya taşıdı. Normal sürede yaşananlar, aslında bir kabus senaryosu gibiydi.

İlk maçın skor avantajıyla sahaya çıkan Galatasaray, öz güvenli ve iyi başlamıştı. Kenan Yıldız adeta sahanın yıldızıydı, her topu aldığında tribünleri ayağa kaldırıyordu. Uğurcan ilk yarıda kalesinde devleşmiş, güven veriyordu. Ancak Galatasaray'ın bir zaafı vardı: geçişlerde final paslarındaki başarısızlık. Bir türlü beklediği golü bulamayınca, oyunun kontrolü de elden kaçmaya başladı.

Rakip 10 kişi kalınca herkes işin bittiğini düşündü. Ama panikleyen Galatasaray oldu. Juventus her şeyi göze alıp yüklendikçe yüklendi ve maçı uzatmaya taşıdı. İşte tam o anda, Galatasaray'ı kabustan uyandıran bir kahraman çıktı sahneye: Victor Osimhen.

Nijeryalı yıldız, 120 dakika boyunca sahada kaldı, hiç yorulmadı, yenilgiyi asla kabullenmedi ve tüm arkadaşlarına örnek olacak bir mücadele ortaya koydu. Osimhen'in Galatasaray'ın kalbi olduğunu bir kez daha gördük Torino'da. Sahaya koyduğu büyük karakter, takım arkadaşlarına da umut aşıladı.

Galatasaray, Torino'da zafere imza atarken nabızları yükseltti, tansiyonları fırlattı ama sonunda mutlu etmesini bildi. Bu maç bize bir kez daha gösterdi ki futbol sadece taktiklerden, sayısal üstünlüklerden ibaret değil. Asıl olan yürek, karakter ve pes etmemek. Osimhen'in 120 dakika boyunca sergilediği direnç, Galatasaray'ın Avrupa macerasında dönüm noktası oldu.

Torino'da yazılan bu destan, aslında Galatasaray'ın DNA'sında var olan o bilinen hikayenin yeni bir versiyonuydu: Zorluklar karşısında yılmayan, her şeye rağmen ayakta kalan ve sonunda gülen bir takım. Ve bu takımın kalbinde, 120 dakika boyunca durmaksızın atan bir Osimhen vardı.