İlk maçta alınan 3-0’lık ağır yenilginin gölgesiyle gidilen Nothingham deplasmanında kimse pembe hayaller kurmuyordu. Ama bir gerçek vardı: Sahaya çıkan takımın adı Fenerbahçe’ydi. Bu kulüp, hangi şartta olursa olsun maça galibiyet parolasıyla çıkar. Genetiği budur.
Ve dün akşam sahada tam olarak bunu gördük.
Kısıtlı bir kadro, rotasyonlu bir 11, alışılmışın dışında bir diziliş… Ama buna rağmen oyun geometrisi belirgin, planı olan ve en önemlisi özveriyle oynayan bir Fenerbahçe vardı. Tedesco’nun tercihi üçlü savunmaydı. Merkezde Guendouzi, sol stoperde Mert, sağda Yiğit. Kağıt üzerinde 3-4-3, oyun içinde zaman zaman 3-5-2’ye evrilen bir yapı. Geçişleri hedefleyen, orta sahayı kalabalık tutan bir anlayış.
Uzun süre sonra forma bulan Oğuz Aydın’ın forvet arkasında serbest roldeki enerjisi dikkat çekiciydi. Kante’nin durgun görüntüsünü üzerinden atması, Guendouzi’nin bonservisinin her kuruşunu hak eden liderliği ve Kerem Aktürkoğlu’nun iki golle rakip savunmayı oradan oraya sürüklemesi… Hepsi alkışı hak etti.
Ama bir isim vardı ki hepsinin önüne geçti.
İsmail Yüksek.
Sahada basmadık yer bırakmadı. Her temas anında, her ikinci topta, her kriz pozisyonunda ekranın içinde o vardı. Takım kaptanı gibi oynadı. Maçın oyuncusu tartışmasız oydu.

2-1’lik galibiyet Avrupa defterini kapatmaya yetmedi belki ama Fenerbahçe’ye ciddi bir moral yüklemesi yaptı. Ligde yol uzun ve bu galibiyet psikolojik olarak çok kıymetli. Önümüzde Antalyaspor maçı var ve kadroya katılacak isimlerle birlikte daha geniş bir rotasyon Fenerbahçe’yi rahatlatacak.
Vitor Pereira devre arasında dört değişiklikle “pabuç pahalı” dedi ama Fenerbahçe buna rağmen ikinci yarının başında skoru 2-0’a getirebildi. Bu, takımın oyun planına sadık kaldığının göstergesi.
Fenerbahçe’de sakatlanan Nene yerine Semedo hamlesi ve ilerleyen dakikalarda Levent’in oyuna girmesi topla oynama yüzdesi ve pas opsiyonu açısından güven verici bir plana dönüştü.
Şimdi kritik soru şu: Daha bitirici bir forvet olsa skor farklı olur muydu?
Olabilirdi.
Ama Sıdıki Cherif ve Kerem ellerinden geleni yaptı. Evet, kaçan goller var. Ama 19 yaşındaki bir oyuncunun her topta Nothingham savunmasını peşine takması küçümsenecek bir şey değil. Bugün ihtiyaç olan şey eldeki forveti yıpratmak değil, desteklemek.
Bir de Alaettin’in oyuna girmesi dikkat çekici unsurdu. Çağrı Balta’nın son 16 turunda oyuna 17 yaşında dahil olan Alaettin’i görüp Fenerbahçe tercihini doğru bulmayan var mı?
Bir parantez de tribüne.
Sosyal medyada Fenerbahçe görünümlü ama başka ajandalarla hareket eden hesapların algısına kapılmamak gerekiyor. Dün deplasmanda verilen destek Kadıköy’de 40 bin kişiyle verilse, o stattan hiçbir rakip kolay çıkamaz. İstatistikler ortada: Son yıllarda Fenerbahçe deplasman performansında zirveye oynarken iç sahada ikinci sıralarda kalıyor. Bu sadece alınmayan forvetle, stoperle, orta sahayla açıklanamaz. 11 yıllık şampiyonluk hasretinin tribüne yüklediği negatif enerji de bu tablonun parçası.

Son söz taktiğe.
Bu eksik süreçte üçlü savunma mantıklı görünüyor. Oosterwolde – Guendouzi – Mert Müldür hattı daha dengeli bir tercih olabilir. Yiğit Efe dün iyi niyetli ve cesur oynadı, hataları da oldu. Ama şu aşamada üçlünün sağında ya da sağ bekte sürekli çözüm üretmesi için henüz erken.
Fenerbahçe ligde yoluna devam eder. Önündeki 11 maçı kazanırsa şampiyon olur. Bu kadar net. Dün gece Nothingham’da kaybedilen bir turun değil, kazanılan bir karakterin maçı oynandı. Ve bazen sezonlar böyle maçlarla döner.
Maçın Üçlüsü
Guendouzi - İsmail Yüksek - Kerem