Taşın Hatırladığı, Şehrin Unuttuğu İstanbul’un tarihi, yalnızca fetihlerle, imarlarla ve yıkımlarla okunamaz. Bu şehir, aynı zamanda korkularla, dualarla ve tılsımlarla ayakta kalmıştır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’si, bize İstanbul’un görünen yüzünü değil; taşın, toprağın ve sessizliğin anlattığı yüzünü gösterir.

Evliya’ya göre İstanbul, Rum krallarının ilim ve hikmetle kurduğu, Osmanlı’nın ise bu hikmeti bozmadan devraldığı bir şehirdir. Çemberlitaş, Kıztaşı ve nihayet Altımermer… İşte bu yazı, İstanbul’un “dördüncü tılsımı” kabul edilen Altımermer üzerinedir.

Evliya Çelebi Ne Diyor?

Evliya Çelebi, Altımermer’i anlatırken sıradan bir semt tasviri yapmaz. Onun satırlarında Altımermer, koruyucu bir eşik, adeta şehrin görünmeyen muhafızıdır. Seyahatnâme’de şu ifadeler yer alır:

“Bu mahalle-i Altımermer’de Rum meliklerinden nişân kalmış altı aded azîm mermer sütun vardır ki her biri bir belâyı def‘ içün dikilmişdir.”

Buradaki “belâ” kelimesi, Evliya’nın dünyasında tesadüfi değildir. Deprem, yangın, taun (veba), kıtlık ve fitne… İstanbul’un tarih boyunca sınandığı her musibet, Evliya’nın metninde bu sütunların gölgesinde anılır.

Taş ve Hikmet

Evliya Çelebi, Rum bilginlerinin “ilm-i nücûm”a, yani yıldız ilmine vâkıf olduklarını sık sık vurgular. Altımermer’in de bu hesaplarla inşa edildiğini söyler:

“Bu mermerler felek ahkâmına göre vaz‘ olunmuşdur ki yer altındaki gazab-ı arz dahi sükûn bulur.”

Bu cümle, Altımermer’i bir mimari unsur olmaktan çıkarır; onu kozmik bir denge noktasına dönüştürür. Evliya’ya göre bu sütunlar yerle gök arasında bir ahenk kurar.

Osmanlı Neden Dokunmadı?

Evliya Çelebi, Altımermer’deki bu tılsımlı taşlara dokunulmadığını özellikle belirtir:

“Ehl-i İslâm dahi bilir ki bu misillü tılsımlar ref‘ olunsa nice belâlar zâhir olur.”

Bu satırlar, Osmanlı’nın sadece askerî bir fetih değil, bilgelikle sürdürülen bir şehir idaresi anlayışına sahip olduğunu gösterir. Tılsım bozulmaz; çünkü şehir korunmaktadır.

Bugün Altımermer’de Ne Var?

“Aslında Altımermer tek bir tılsımdan oluşmamaktadır. 6 sütun üzerine yerleştirilmiş dördü tunçtan biri kalaydan; 5 heykel ve 2 resimden oluşan toplam 7 adet tılsımdır. Bu tılsımların Yunan filozoflar tarafından tılsımlandığı bizlere aktarılmıştır.

Bugün İstanbul’un fethinden beri bu isimle anıldığını bildiğimiz Altımermer semtinde, bu tılsımlı sütunlarla ilişkilendirilebilecek bir yapıya rastlamak mümkün değil. Fakat 15. yüzyılda yaşamış Bizanslı yazar Codinos‘un ‘Sütunlar Hakkında‘ adlı yapıtında bu tılsımlı sinek heykeli hikayesine rastlanır. Codinos’un yazdığına göre, Tauros Forumu‘nun batı apsisinde tunçtan bir sivrisinek, bir sinek ve başka küçük böcekler duruyordu: Tyana’lı Apollonios* tarafından büyülenmişlerdi ve durdukları sürece şehirde ne sinek, ne pire, ne de sivrisinek bulunurdu. Ancak imparator Basil, doğasında olan cehaletle onları yıktı ve yok etti. (Dawkins, s.23) *Tyana’lı Apollonios, 1. Yüzyılda yaşamış Anadolu Filozofu. Hakkında pek çok mucizevi hikaye anlatılır.

Tauros Forumu ya da Theodosius Forumu bugün bildiğimiz Beyazıt Meydanı‘dır. Beyazıt Meydanı’nın tam da batısında kalan Orhan Kemal Kütüphanesi‘nin önünde Theodosius Zafer Takı‘nın mermer sütundan kalıntıları bulunmakta. Evliya, burada Altımermer mahallesinden değil de bu zafer takından geriye kalmış yıkıntılar arasındaki altı mermer sütundan dolayı böyle bir isim kullanmış olabilir. Freely her ne kadar bu sütunların Cerrahpaşa‘daki Hekimoğlu Ali Paşa Camisi‘nin sütunları arasında duran mermer sütunlar olduklarına ilişkin bir inanış olduğunu iddia etse de bu inanışa dair Freely dışında bir kaynak bulmak mümkün değil. (Freely, s.21)” (Kaynak onikibuçuk internet sitesi)

Bugün Altımermer’e giden biri, Evliya’nın anlattığı sütunları göremez. Yangınlar, depremler ve modern şehirleşme bu izleri silmiştir. Ama Evliya Çelebi bize şunu öğretir:
Taş kaybolur, mana kalır.

Belki de İstanbul’un hâlâ ayakta oluşu, yalnızca mühendislik hesabı değil; yüzyıllar önce toprağa emanet edilmiş duaların neticesidir.

Peki… İstanbul’un Beşinci Tılsımı Var mı?

Bu soru, Evliya Çelebi okuyan herkesin zihninde belirir. Seyahatnâme’de açıkça “beşinci tılsım” diye adlandırılmış bir mekân yoktur. Ancak Evliya’nın satır aralarında dolaşan bazı işaretler vardır.

Kimi araştırmacılara göre bu tılsım Ayasofyadır. Kimilerine göre Yuşa Tepesi, kimilerine göre ise Boğaziçi’nin kendisi.

Evliya Çelebi, İstanbul’u anlatırken şu cümleyi kurar:

“Bu Kostantiniyye bir şehir değildir, bir duâdır.”

Belki de beşinci tılsım, tek bir taş ya da sütun değildir. Belki de İstanbul’un asıl tılsımı, üst üste binmiş duaların, korkuların ve umutların toplamıdır.

Bir şehir, bu kadar belâyı yaşayıp hâlâ ayakta duruyorsa, soruyu sormak gerekir:
Tılsım taşta mı, yoksa hatırlamakta mı saklıdır?

Korkularınızı ve dualarınızı yanınızda taşıyarak İstanbul’u gezin…

Evliya Çelebi Seyahatnâme’sinde İstanbul, yalnızca camiler ve saraylar şehri değil; evliyalar, erenler, meczublar ve “gizli kutuplar” şehri olarak anlatılır. Evliya Çelebi, İstanbul’u gezerken neredeyse her semtte bir veli menkıbesi, bir kabir, bir keramet hikâyesi kaydeder.

Evliya Çelebi İstanbul’u anlatırken üç noktaya özellikle vurgu yapar:

  • İstanbul, Ashab-ı Kehf’ten sonra en çok veli barındıran şehirlerden biridir
  • Bir kısmı malum, bir kısmı meçhul, bir kısmı da gizli velilerdir
  • Pek çoğunun kabri bilinse bile hakiki makamları sırdır

Evliya’ya göre İstanbul’da:

“Nice binlerce evliyâ vardır ki, kendileri dahi velî olduklarını bilmezler.”

Seyahatnâme’de Geçen Başlıca İstanbul Evliyaları

1. Eyüp Sultan (Ebu Eyyûb el-Ensârî)

İstanbul evliyalarının baş tacı.

  • Hz. Peygamber’in sancaktarı
  • İstanbul kuşatması sırasında vefat etti
  • Kabri, İstanbul’un fethinden sonra Akşemseddin tarafından keşfedildi

Evliya Çelebi, Eyüp Sultan için:

  • “İstanbul’un manevî kilidi”
  • “Devletin ve payitahtın muhafızı”

ifadelerini kullanır.

2. Aziz Mahmud Hüdayi

Üsküdar’ın manevî sultanı.

  • Celvetiyye tarikatının kurucusu
  • Padişahların şeyhi
  • Deniz üstünde yürüdüğüne dair menkıbeler anlatılır

Evliya Çelebi, Hüdayi dergâhının:

  • Denizciler
  • Yolcular
  • Devlet adamları

tarafından sıkça ziyaret edildiğini yazar.

3. Yuşa Hazretleri

Beykoz Yuşa Tepesi.

  • Hz. Musa’nın komutanı Yuşa bin Nûn
  • Kabri çok uzun anlatılır (sembolik)
  • İstanbul’un kuzey muhafızı kabul edilir

Evliya Çelebi’ye göre:

“Boğaziçi’ni belâlardan koruyan kutuptur.”

4. Telli Baba

Sarıyer – Rumeli Kavağı civarı.

  • Özellikle evlilik ve nasip dilekleriyle bilinir
  • Kadınların teller, kurdeleler bağladığı ziyaretgâh

Evliya Çelebi, halk inançlarını küçümsemeden aktarır ve:

“Bu makamda nice gönül muradına ermiştir.”

der.

5. Yahya Efendi

Beşiktaş.

  • Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi
  • Devlet ricâlinin sığındığı bir manevi merkez

Evliya Çelebi, Yahya Efendi için:

  • “Sultanlara söz söyleyen er”
  • “Hakikat ehli”

ifadelerini kullanır.

6. Akşemseddin

Fâtih’in manevî rehberi.

  • Eyüp Sultan’ın kabrini keşfeden kişi
  • İstanbul’un fethinde manevi lider

Evliya Çelebi’ye göre:

“Fethin görünmeyen kumandanı.

7. Sünbül Efendi

Koca Mustafa Paşa.

  • Halvetiyye tarikatı
  • İstanbul’daki tasavvuf hayatının merkez isimlerinden

Seyahatnâme’de dergâhının:

  • Gece gündüz zikirle dolu olduğu
  • Fakir-fukaraya açık bulunduğu anlatılır.

8. Merkez Efendi

Zeytinburnu.

  • Mesir Macunu’nun mucidi olarak anılır
  • Şifa dağıtan bir veli

Evliya Çelebi, macunun:

“Hekimlerin aciz kaldığı nice derde deva olduğunu”

yazar.

“Gizli Evliyalar” Meselesi

Evliya Çelebi İstanbul için çok çarpıcı bir tespitte bulunur:

“Bu şehirde kırklar, yediler, abdallar ve evtad çoktur. Lâkin kim oldukları bilinmez.”

  • Kayıkçı
  • Bekçi
  • Hamal
  • Derviş kılıklı garipler arasında gizli velilerin bulunduğunu söyler.

İstanbul manevi korucuları saymakla bitmez. Evliya Çelebi bu dünyadan 1682 yılında göç ederken o zaman dört yaşında olan Hz. Pir Nureddin Cerrahî bugün Karagümrük’te bulunan asitanesinde insanlara manevi huzur vermeye, İstanbul’u korumaya devam ediyor.