Kadıköy’de bu akşam adeta bir Premier League derbisi izledik. Fenerbahçe, konuk ettiği Aston Villa karşısında korkusuzca mücadele etti, galibiyet için elinden geleni yaptı ancak güçlü rakibine diş geçiremedi. Taraftarın müthiş desteği, Tedesco’nun hamleleri ve rakip kalede bulunan fırsatların gole çevrilememesi, gecenin sonunda sarı-lacivertlilere buruk bir sevinç bıraktı.

Aston Villa, kendi liginde ikinci sırada yer alan; Avrupa Ligi’nde de yine ikinci sırada bulunan son derece değerli bir takım. Buna karşın Fenerbahçe, bu seviyedeki bir rakiple kafa kafaya oynayabileceğini net biçimde gösterdi. Kondisyon olarak takdir topladı, taktik disiplin anlamında ise elinden gelenin en iyisini yaptı.

Maçın ilk yarısında daha tutuk bir Fenerbahçe izledik. Bunda, sakatlıktan sonra henüz ritmini bulamayan ve form düşüşü yaşayan Semedo’nun etkisi büyüktü. Oyun kurulumunda yaşanan aksaklıklar ise Nene’nin fazla defansif rolü ve Kerem’in Duran’la olan uyumsuzluğundan kaynaklandı.

Savunma tarafında ise Mert Müldür ve Skriniar kusursuza yakın oynadı. Yaptıkları kademelerle üç net gol pozisyonunu engellediler. Özellikle Mert Müldür, forma şansı bulmaya başladığı son 4-5 haftada takımın en değerli ve en istikrarlı isimlerinden biri haline geldi.

İkinci yarıda Talisca’nın oyuna girmesiyle Fenerbahçe daha dikine oynayan, ceza sahasına daha hızlı giren bir takıma dönüştü. Net bir pozisyonda “şimdi tavana asacak” dediğimiz anda top kalecinin kucağına gitti. Talisca çoğu zaman bu pozisyonları gole çevirir; dün olmadı ama haftaya olabilir.

İsmail Yüksek bu gece adeta kutupları ve ekvatoru aynı anda yaşattı. Bir an öyle paslar attı ki “işte gerçek İsmail” dedik, hemen ardından yaptığı anlamsız top kayıplarıyla “bu pasları ne zaman doğru yere atacak?” sorusunu sordurdu. Buna rağmen özverili oyunuyla takım adına önemli bir mücadele ortaya koydu.

Tedesco’nun Yiğit Efe’yi üçlü savunmada sağ stoper olarak kullanması, dörtlüye dönüldüğünde ise sağ bekte değerlendirmesi; Fenerbahçe’nin oyunun kalan bölümünde sağ kanadı neredeyse tamamen devre dışı bıraktı. Hücumların büyük bölümü sol tarafa yığıldı ve bu durum rakibin işini bir nebze kolaylaştırdı. O bölgeye Oğuz Aydın hamlesi çok daha doğru bir tercih olabilirdi.

Jon Duran ise bir türlü isteneni veremiyor. İstediği topları alamıyor, aldığı topları da doğru kullanamıyor. Sürekli şikâyet halinde olması Fenerbahçe adına ciddi bir problem. Talisca oyuna girdikten sonra üç net pozisyon buldu; çoğunu gole çevirebilen bir oyuncu. Dünkü maçta olmadı ama olur. Jon Duran için bunu söylemek zor. Bu yüzden Fenerbahçe’nin, bu transfer döneminde Duran’ı yedekleyebilecek, gol sezgisi yüksek bir forveti mutlaka kadrosuna katması gerekiyor.

Kerem ve Fred’e de parantez açmak şart. Kerem biraz daha dikkatli olsa bu akşam mutlaka golle buluşabilirdi. Ofsayt gerekçesiyle sayılmayan golü dışında karşı karşıya kaçırdığı pozisyonda daha soğukkanlı bir vuruş beklenirdi. Yine de çabaladı, elinden geleni yaptı. Ancak Fenerbahçe’de bazen “elinden geleni yapmak” yeterli olmuyor. Büyük yatırımlar, büyük karşılıklar bekletiyor.

Fred için yapılan eleştirilere ve “İsmail değil Fred çıkmalıydı” yorumlarına katılmıyorum. Fred, maç boyunca takımı dikine taşıyan oyuncuların başında geldi. 97 pasın 92’sinde isabet sağladı ve bu pasların yaklaşık yarısı dikineydi. Yan pası minimumda tuttu. Evet, yaşı ilerledi ve zaman zaman yoruluyor ama dün sahanın iyilerindendi. Hakkını teslim edelim.

Asensio’yu rahatlatan, oyun içinde oyuncu oldu Fred. Assnsio ise bulunmaz bir nimet Fenerbahçe için. Maçta takımın hücumlarındaki yönlendirici oldu yıldız oyuncu. Özellikle Kerem’e attığı derin top belki de oyuncunun Fenerbahçe’ye geldiğinden beri aradığı savunma arkası pasıydı. Bu noktada Kerem Asensio işbirliği arttıkça gole dönüşen ataklar da çoğalacaktır.

Dün akşam sakat sol beklerden biri oynayabilseydi ve forvette mücadele gücüne değil gol içgüdüsüne dayalı bir santrfor bulunsaydı; biraz da futbol şansı Fenerbahçe’nin yanında olsaydı, kazanan taraf sarı-lacivertliler olabilirdi. Nitekim rakip teknik direktör de maç sonrası “Fenerbahçe kazanabilirdi” dedi. Buna rağmen seyir zevki yüksek, kaliteli bir maç izledik.

Şimdi Fenerbahçe’yi sıkışık bir fikstür bekliyor. Göztepe, ardından Sabırspor ve Kocaelispor maçları var. Bu periyodu kayıpsız geçmek, sarı-lacivertlileri hem şampiyonluk yarışında hem de Avrupa yolunda bambaşka bir seviyeye taşıyacaktır.

Maçın Üçlüsü:

Skriniar – Mert Müldür – Asensio