Kıtlık dediğimiz zaman, hep ekmekten bahsetmiyoruz. Var ama ya olmazsa…

Kıtlık bilinci, kaynakların; ki buna para, zaman, sevgi veya başarı da dahil, her zaman sınırlı, yetersiz ve tükenebilir olduğuna dair derin bir inanç sistemi. Gerçek bir yoksulluktan ziyade psikolojik bir zihniyet olan bu durum, insanın sürekli bir kaygı, endişe, güvensizlik ve rekabet hissiyle yaşamasına neden olur.

İşin maddi kısmından bahsedersek, paranın her an biteceği korkusuyla sürekli biriktirme, aşırı cimrilik veya doyumsuz alışveriş eğilimi oluyor. Zaman kıtlığı ise; zamanın asla yetmediğine, her şeye geç kalındığına inanarak sürekli acele etme ve tükenmişlik hissi.
Duygusal manada kıtlık ise; sevgi, takdir veya desteğin sınırlı bir miktarda olduğuna inanmaktır. Gerçi sevgi, hiçbir zaman yetmez. Kıtlığını yaşadığımız duygulardan biridir.

İlişkide kıtlığı yaşamak; sevgi ve ilginin de sınırlı olduğuna inanıldığı için ilişkilerde güvensizlik, kıskançlık ve derin bir yalnızlık hissi doğurur. ilişkileri olduğu gibi değil de, hissedildiği gibi değerlendirmek. Yokluk hissi, kıtlık bilinci gerçekten bu konuda yalnızca bir his olabilir mi? İlişkiler için söylenen en önemli sözlerden biri şudur, sözlere değil hareketlere bakılır. Davranışlar, kelimelerden daha yüksek sesle konuşur.

Fırsatları kaçırma korkusu da kıtlık bilincine dahil. “Bu son", "bir daha bulamam" baskısıyla yanlış kararlar almaya ve manipülasyona açık hale gelmeye zemin hazırlar. En çok bu duyguyu pompalayanların, giyim mağazaları olduğu söylenir. Çok bilindik bir kadın giyim markasının, modellerini mağazalarına gönderdiğinde, aynı modelin bir daha bulunmayacağına dair bir geleneği olduğu söylenir. Kıtlık bilincini özellikle yaratan bir marka.

Psikolog Eldar Shafir ve ekonomist Sendhil Mullainathan'ın çalışmalarına göre kıtlık bilinci insanda bir "Tünel Vizyonu" yaratır. Zihin eksikliğe o kadar kilitlenir ki çevredeki diğer fırsatları göremez hale gelir.

Bu çalışmaya göre kıtlık bilinci yaşayanların belirtileri şöyle;
Gelecek korkusuyla sürekli stokçuluk yapma isteği duyanlar, sürekli olarak kendisini başkalarıyla kıyaslama ve hasetlenme, para harcamaktan korkma, "Ben bunu yapamam" diyip kendini yetersiz sanmak önemli belirtilermiş.
Baktığınız zaman, hemen hemen herkes tarafından bir kıtlık bilinci yaşandığını görebiliyoruz. Bugün bunları yaşamayan çok az gibi.

Uzmanlar ne diyor? Kıtlık bilincinin panzehiri, hayata bakış…

Bugün anlıyoruz ki; varken yok gibi hissedip aksiyon almak, bir problemmiş. Kendimizce biriktirmek, harcamamak çözülmesi gereken bir sorunmuş. Belki basit gibi gelebilir ama belli ki bir buz dağının görünen kısmı… peki nasıl kurtulacağız?

Önce tetikleyiciyi bulmakta gerekir diyor uzmanlar. Bu durumun kökeninde geçmiş aile yaşantıları veya çocukluk dönemi para travmaları yatıyor olabilir. Böyle bir hayat tecrübesi, elbette bir biriktirme çabasını peşinden getirecektir.
Bazen bazı şeyler insanların “dilinde”dir. Bunu ortaya çıkarmak gerekir. Dili değiştirmek önemli. Söz büyüdür. Olumlu düşünüp olumlu konuşmak, konuya farklı bir yön veriyor. "Param yok", "Yetişemiyorum" yerine "yapabilirim” gibi yapıcı cümleler, beyne farklı mesajlar veriyor. Bazen gerçekten de olmayabilir. Ama şükretmek önemli. Olmayana odaklanmayı bırakıp hayatınızda halihazırda var olan zaman, sevgi, sağlık ve diğer değerlerin farkına varın diyor uzmanlar. Tünel vizyonu yaşayanlar için, duygusal manada yaşayanlar için; kıskançlıktan ve rekabetten sıyrılın deniyor. Kendi özünüze odaklanın. Bu önemli. Söz büyüdür.


Tekrar görüşelim
Didem Dede