Şimdiye kadar çoğunlukla erkek sanatçıların sevdalarını, onlara ilham olan kadınları konuştuk. Kadın sanatçılar cephesinden de aşka bakalım mı?

Şairlerin âşık olmadan yazamama huyu olduğu söylencesi hep aklımızda birden fazla, tutkulu sevdalara düşen adamları getirdi. Edebiyat, resim, heykel gibi sanatın farklı dallarında da eser veren kadın sanatçıların sevdalarıyla ilgili olmadı neredeyse hiç dünya. Eserleri kadar kimi sarsıcı, tutkulu ve derin aşklarla, kimi hayal kırıklıklarıyla ve mücadelelerle, kimi ise omuz omuza mücadelelerle geçen aşk hayatlarıyla birkaç kadın sanatçıyı analım…

Tomris Uyar ve İkinci Yeni'den aşkları: Türk edebiyatının en akılda kalıcı ve fırtınalı aşkları genellikle Tomris Uyar etrafında döndü. Edip Cansever'in ona olan hayranlığı, Turgut Uyar'ın ise hayatını tamamen değiştiren büyük aşkı hep koğuş ve şiirlere konu oldu. Cemal Süreya ile de geçmişte yakın bir bağı olan Tomris Uyar, Turgut Uyar ile evlendi.

Whatsapp Image 2026 10 01 At 17.50.31

Tezer Özlü ve Leyla Erbil'in hayatı sarsan tutkuları

Tezer Özlü-Erdal Öz: Yaşamın sınırlarında gezen, acıyı ve tutkuyu aynı anda yaşayan Tezer Özlü'nün Erdal Öz ile evliliği ve ardından aradığı mutlak özgürlük ile aşk, eserlerinin (özellikle Çocukluğun Soğuk Geceleri) ana eksenini oluşturdu. Onun aşkı, hastalıklı bir hayranlık değil, varoluşsal bir kavga gibiydi.

Leyla Erbil- Ahmet Hamdi Tanpınar ve Atila İlhan: Türk edebiyatının asi kalemi Leyla Erbil, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Atila İlhan gibi isimlerle yakın dostluklar ve entelektüel aşk/bağlar kurdu. Erbil, kadının toplumdaki ve aşk ilişkilerindeki boyun eğmeyen duruşunu da simgeledi.

Halide Edip Adıvar-Dr. Adnan Adıvar: Sadece bir yazar değil lider de olan Halide Edip, ilk eşi Salih Zeki Bey’den aldatıldığı için ayrıldı. Daha sonra Millî Mücadele yıllarında yan yana yürüdüğü, fikir ve gönül yoldaşlığı yaptığı Dr. Adnan Adıvar ile evlenerek aşk ve mücadelenin birlikteliğinin edebiyatçılar arasındaki simgesi oldu. Halide Edip, Handan ve Sinekli Bakkal gibi eserlerinde kadının aşkı algılayış biçimini, dönemin entelektüel erkekleriyle kurduğu çatışmalı ve öğretici ilişkileri kendi hayatından izlerle harmanladı.

Whatsapp Image 2026 10 01 At 17.50.31 (1)

Sanat ve sefirelik, kraliyet ve özgürlük

Fahrelnisa Zeid-Prens Emir Zeid: Şakir Paşa ailesinin dâhi üyesi, soyut sanatın uluslararası öncüsü Fahrünnisa Zeyd, ilk evliliğini İzzet Melih Devrim ile yaptıktan sonra, 1934'te Irak Kralı I. Faysal'ın kardeşi ve Ankara Büyükelçisi Prens Emir Zeid ile evlendi. Bir prenses olmasına rağmen fırçasından ve avangart kimliğinden ödün vermeyen Zeid, kralın diplomatik görevleri nedeniyle Londra ve Paris gibi merkezlerde yaşadı; aşkı, saray yaşamını ve Doğu-Batı sentezini tuvalindeki anıtsal soyutlamalara dönüştürdü.

Eren Eyüboğlu (Ernestine Leibovici)-Bedri Rahmi Eyüboğlu: Bedri Rahmi’nin eşi, kendisi gibi ressam ve yazar olan Romanya asıllı sanatçı Eren Eyüboğlu, 1936 yılında Paris'te evlendiği Bedri Rahmi ile 1975 yılındaki ölümüne kadar evli kaldı. Yaş Güzel Sanatlar Akademisi ve Paris'teki Julian Akademisi'nde (André Lhote ve Henri Matisse'in öğrencisi olarak) eğitim alan Eren Eyüboğlu, Anadolu insanı, köy yaşamı, doğa ve portreleri işleyen resim, mozaik ve seramik eserleriyle Türk resim sanatının önemli isimleri arasında yer aldı.

Gülten Akın-Uğur Akın: Toplumsal duyarlılığı bireysel duyguları ile harmanlayan şiirleriyle öne çıkan Şair Gülten Akın’ın Uğur Akın ile olan hayat arkadaşlığı, onun üretkenliğinde ve sakin ama dirençli duruşunda önemli bir temeldi. Akın, “Seni Sevdim. Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim· Kestim Kara Saçlarımı.” dizelerinin ilhamını eşine sevdasından aldı.

“Belki ona gideriz yarın,
Belleksiz sevgiliye,
Poplin elli korkak çocuğa,
Duyarlığı, unutkanlığının kanı
anaya-
Ona belki gideriz yarın,” Nilgün Marmara, Tomorrow Will be Another Day

Nilgün Marmara-Kağan Öztürk: Nilgün Marmara, İkinci Yeni'nin ruhuna yakın, metaforik ve yoğun acı hapsolmuş şiirler yazdı. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu olan Marmara’nın eşi Kağan Öztürk ile olan çalkantılı ve entelektüel ilişkisi, genç yaşta 1987'deki ölümü ile Türk edebiyatının en hüzünlü ve efsanevi hikayelerinden biri haline dönüştü.

Didem Madak-Timur Çelik: Didem Madak, hayatın sızılarını, mutfağın yorgunluğunu ve büyük yalnızlıkları şiirine taşıdı. Eşi Timur Çelik ile evliliği ve kızı Anna Bataille'ın doğumu onun hayatında yeni bir dönemeç olsa da 2011 yılında kanserden erken ve trajik ölümü şiirlerindeki aşkı ve yaşama tutunma çabasını daha da keskin kıldı.

(Faydalanılanlar: Gemini, Onedio, Ekşi Sözlük)