Bu maç tam anlamıyla şampiyonluk yolunda tamam mı devam mı maçıydı. Devam dedi Fenerbahçe. Hem de Halil Umut Meler’e rağmen! Zor deplasman, hakem tartışmaları, tribün baskısı… ve buna rağmen oyun disiplininden kopmayan bir takım. Bu psikoloji şampiyonluk psikolojisidir. Bu oyun, Tedesco’nun takımını tamamen antrenör takımına dönüştürmesinin ürünüdür.

Fenerbahçe deplasmana cesur bir planla çıktı.

Kante–Guendouzi–İsmail üçlüsüyle hem pres hem ikinci top kontrolü hem de geçiş güvenliği hedeflendi. Ön tarafta Kerem–Asensio–Talisca kalitesine güvenmek zaten bilinçli bir tercihti: “Orta alanı tut, ön alan zaten gol sorununu çözer.”

Erken gelen savunma arkası golle geriye düşmek birçok takımın planını bozar. Ernest Muci savunma arkasına sarktı, öne çıkan Ederson’un hatasını affetmedi ve baskı altındaki Trabzon 1-0 öne geçti!

Ama Fenerbahçe oyunu kaosa sürüklemedi. Tempo kaybetmedi. Organizasyondan vazgeçmedi. Akan oyunda iki gol bulması tesadüf değil; bu çalışılmış hücum setlerinin ürünüdür.

Bu golden sonra aynı oyunu ciddi baskı ile sürdüren Fenerbahçe akan oyunda akıl dolu 2 gol buldu. Kerem’in ceza sahasında nasıl etkili olduğunu, bek Mert Müldür’ün onu içe ittiğinde sonucun geldiğini 2 maçtır görüyoruz.

Talsica’nın attığı gol öncesi İsmail’in gögüs kontrolü ve verdiği pas nasıl değerliyse Talisca’nın bekletmeden yaptığı son vuruş da o kadar değerli.

1-0’dan 1-2’ye dönmek hele ki Trabzon deplasmanında her takımın harcı değil.

Sonrası ise bilindik süperlig!!

  1. dakikadaki pozisyon maçın kırılma anıydı. Kerem’e yapılan net müdahale sonrası gelen gol… VAR’ın müdehale edememesinde ekrana getirilmeyen “net faul” yayıncının yeterince şeffaf olmaması ve hakemin devam kararı ciddi soru işareti olarak yıllardır sürüyor.

Halil Umut Meler’in karar standardı zaten uzun süredir tartışılıyor. Bir faulü atlamak, özellikle gol öncesiyse, maçın kaderini değiştirir. “Standartlara yakın” bir yönetim bile bazen sonucu belirlemeye yeter. Özellikle olaylı maçı yönetmiş Halil Umut Meler’in bu maça atanması büyük skandal!

Ama burada önemli olan şu: Fenerbahçe mağduriyet psikolojisine girmedi. Oyuna küsmek yerine oyuna sarıldı. Bu mental seviye çok kritik. Burda da bütünleşmiş camia, başkanından taraftarına herkesin tüm polemiklerden uzak şampiyonluğa odaklanmasıyla ilgili.

Domenico Tedesco’nun diamond yerleşimi, merkezde hem sayısal üstünlük hem de bağlantı akışı sağladı.

Guendouzi’nin basmadık yer bırakmaması maçın görünmeyen kazanımıydı. Enerji, ikinci top, pres devamlılığı… Bu tip deplasmanlarda yıldız kadar motor da gerekir.

Sakat olmasa muhtemelen bu diamond orta alanın savunma önü Edson Alvarez ile kurulacaktı.

Dün öndeki İsmail Yüksek’de merkezdeki Kante’de Asensio ve Guendouzi gibi harika top oynadı.

Oosterwolde’nin topu kapışı, Talisca’nın doğru karar anı ve Kerem’in asist tercihi… Bu gol tamamen “çalışılmış oyun” ile “bireysel kalite”nin birleşimiydi. İşte büyük takım refleksi budur. Kalite kokan ve herkesin ayakta alkışladığı bir goldü.

Şunu net söyleyeyim:

Bu galibiyet sadece 3 puan değil. Bu galibiyet “biz son ana kadar buradayız” mesajıdır.

Şampiyonluk yarışında ayakta kalmak başka, şampiyonluk psikolojisini taşımak başka. Dün gece Fenerbahçe ikincisini gösterdi.

Bu oyun ve bütünleşmiş Fenerbahçe camiası şampiyonluğu son ana, son saniyeye kadar kovalayacak.

Bu üçlüye kimse itiraz etmez:

  • Mert Müldür – Savunma güvenliği ve hücum katkısı dengesi.
  • Marco Asensio – Kariyer zirvesi performansı, doğru koşular, net bitiriş.
  • Matteo Guendouzi – Sahanın her yerinde, oyunun kalbinde.

Kerem ve Talisca’yı dışarıda bırakmak zor ama bu üçlü maçın omurgasıydı.

Maçın Üçlüsü

Mert Müldür - Asensio - Guendouzi