Dünya öyle bir noktaya gidiyor ki artık insanın kendi gözleriyle gördüğünden, kendi kulaklarıyla duyduğundan bile şüphe etmesi gerekiyor.

Yapay zekâ sayesinde hiç söylemediğiniz sözler size söyletilebiliyor, hiç gitmediğiniz yerlerde görüntüleriniz oluşturulabiliyor. Üstelik sesiniz ve yüzünüz taklit edilerek yakınlarınızdan para istenebiliyor.

INTERPOL’ün son uyarıları da bu tehlikenin artık sıradan insanları doğrudan hedef aldığını ortaya koyuyor.

Düşünün, telefonunuz çalıyor. Karşınızda çocuğunuzun sesi var. Acil paraya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Ses aynı, konuşma aynı, hatta görüntü bile gerçek gibi…

Peki ya konuştuğunuz kişi çocuğunuz değilse?

İşte teknolojinin geldiği nokta bu!

Ben teknolojiye karşı değilim. Doğru kullanıldığında insanlığa büyük faydalar sağlayacağına inanıyorum. Ancak her yeni imkânın beraberinde yeni bir sorumluluk getirdiğini de unutmamalıyız.

Bugün sosyal medyada gördüğümüz her görüntüyü gerçek kabul edemeyiz. Her ses kaydına inanamayız. İnsanların itibarını zedelemek, toplumu kışkırtmak ve masum insanları dolandırmak artık çok daha kolay hâle gelebiliyor.

Peki toplum olarak buna hazır mıyız? Çocuklarımızı, ailelerimizi ve yaşlılarımızı bu tehlikelere karşı yeterince bilinçlendirebiliyor muyuz?

Teknoloji ilerliyor ama insanın güven duygusu aynı hızla korunamıyor.

Benim vatandaşlara tavsiyem açık: Tanıdığınız birinden acil para talebi gelirse hemen harekete geçmeyin. Telefonu kapatıp kendisini bildiğiniz başka bir numaradan arayın. Çünkü birkaç dakikalık kontrol, yıllarca biriktirdiğiniz paranızı ve emeğinizi koruyabilir.

Unutmayalım; geleceğin en büyük tehlikelerinden biri yalnızca teknolojinin kötüye kullanılması değil, insanların birbirine duyduğu güvenin de ortadan kalkmasıdır.

Dünya dijitalleşirken aklımızı, vicdanımızı ve sorgulama yeteneğimizi kaybetmeyelim. Çünkü her şeyin taklit edilebildiği bir çağda, gerçeği ayırt edebilmek en büyük gücümüz olacak.