Bizim arketipimizde var galiba. Enteresan bir araştırma yapılmış. Neden gülünce, sevinince başımıza bir şey gelir sanıyoruz? Bazı insanlar ise güzel bir olayın gerçekleşeceğini bilseler bile aynı heyecanı hissedemiyor.
Psikolojide bununla ilişkili bir kavram var: Antisipatuvar anhedoni (beklenen hazdan keyif alamama). Bu, gelecekte yaşanacak güzel bir olay için heyecan veya istek duymakta zorlanmayı anlatıyor.
Işte o araştırma. ABD’de 18–30 yaşlarındaki genç yetişkinlerin çocukluk deneyimleri, haz alma becerileri ve beyin görüntüleri incelendi. Dinlenme hâlindeki beyin bağlantıları için 92, görev sırasındaki beyin etkinliği için 80 kişinin verileri değerlendirildi. Çocukluk döneminde daha fazla olumsuz deneyim bildiren kişiler arasında, beynin hafızayla ilişkili hipokampus bölgesiyle ödül merkezleri arasındaki iletişimi daha zayıf olanların gelecekteki güzel olayları beklerken daha az heyecan duyduğu görüldü.
Ancak çok önemli bir ayrıntı var. Bu kişiler güzel bir olayı yaşadıkları anda mutlaka daha az keyif almıyordu. Fark, daha çok güzel olay gerçekleşmeden önce hissedilen beklenti ve motivasyonla ilişkiliydi. Bir insanın güzel şeyleri dört gözle bekleyememesiyle, o şeylerden gerçekten keyif alamaması farklı psikolojik süreçler olabilir.
Bazı insanlar neden mutluluk beklentisine giremiyor? Güzel şeyler olacak ama beyin buna neden sevinemiyor?
Antisipatuvar anhedoni, yani beklenti hazzının azalması.
Bu kavramı anlamak için önce mutluluğun iki farklı yönünü bilmemiz gerekiyor.
Birincisi, güzel bir şeyi yaşarken hissettiğimiz mutluluk. İkincisi ise o güzel şey henüz gerçekleşmeden duyduğumuz heyecan.
Mesela sevdiğin bir sanatçının konserine bilet aldın. Konser akşamı müziği dinlerken çok mutlu olabilirsin. Ama bazı insanlar konser gününe kadar hiçbir heyecan hissetmez.
İşte bilim insanları bu iki duygunun beynimizde aynı şekilde oluşmadığını söylüyor.
Bir insanın mutluluğu yaşayabilmesiyle mutluluğu bekleyebilmesi, birbirinden farklı psikolojik süreçler.
Bilim insanları şu sorunun cevabını aradı:
Çocukluk döneminde yaşanan olumsuz deneyimler, beynin gelecekteki güzel olaylardan heyecan duyma mekanizmasıyla ilişkili olabilir mi? Özellikle çocuklukta duygusal ihmal, aşağılanma, sevgisizlik veya sürekli stres yaşadığını bildiren kişiler üzerinde duruldu.
Araştırmacılar beynin iki önemli sistemini inceledi.
Hipokampus: Anılarımızın oluşmasında ve yeni deneyimlerin fark edilmesinde rol oynayan bölge.
Ödül sistemi: Bir şeyi istememiz, ona ulaşmak için çaba göstermemiz ve ödül beklentisi geliştirmemizle ilişkili beyin ağı.
Çocuklukta daha fazla olumsuz deneyim bildiren kişiler arasında, hipokampus ile ödül sistemi arasındaki iletişimi daha zayıf olanların gelecekteki güzel olayları beklerken daha az heyecan duyduğu görüldü.
Bazı insanların sorunu mutlu olamamak değil, gelecekte mutlu olabileceklerini hissedememek olabilir. Araştırma, çocukluk deneyimleriyle beynin ödül beklentisi arasında bir bağlantı olduğunu gösterdi.
Peki psikoloji ne diyor?
Araştırmanın ötesine geçtiğimizde, bu davranışı açıklayabilecek birkaç önemli psikolojik mekanizma var.
MUTLULUĞA İNANMAKTA ZORLANMAK
Çocukluğunda sürekli hayal kırıklığı yaşayan bir insan düşün. Babası ona söz veriyor ama sözünü tutmuyor. Annesi güzel bir şey olacağını söylüyor ama gerçekleşmiyor. Çocuk zamanla beklentilerini azaltmayı öğrenebilir. Çünkü beklenti oluşturmak, hayal kırıklığına uğrama ihtimalini de beraberinde getiriyor.
Yetişkin olduğunda bu kişi şöyle düşünebilir:
“Çok gülmeyelim, başımıza iş gelir ”
Burada önemli bir ayrım var: Bu, araştırmanın doğrudan kanıtladığı bir mekanizma değil. Geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarının geleceğe yönelik beklentileri nasıl şekillendirebileceğine ilişkin psikolojik bir açıklama.
MUTLULUKTAN ÖNCE TEHLİKEYİ DÜŞÜNMEK
Bazı insanlar için güzel bir olayın yaklaşması bile kaygı yaratabilir. Örneğin bir terfi haberi alıyorlar. Sevinmek yerine şöyle düşünüyorlar:
“Ya bu sorumluluğun altından kalkamazsam?”
Bir ilişkiye başlıyorlar.
“Ya sonunda terk edilirsem?”
Güzel bir tatil planlıyorlar.
“Ya bir aksilik çıkarsa?”
Bu kişiler gelecekteki olumlu olayın kendisinden çok, o olayın beraberinde getirebileceği olumsuz ihtimallere odaklanabiliyor. Psikolojide bu durum beklenti kaygısı ile ilişkili olabilir. Ancak beklenti kaygısıyla beklenti hazzının azalması aynı şey değil. Bir insan kaygı duyduğu için heyecanlanamayabilir; başka biri ise belirgin bir kaygısı olmadan da heyecan hissetmeyebilir.
BEYNİN GÜZEL ŞEYLER İÇİN HAREKETE GEÇMEKTE ZORLANMASI
Bence araştırmanın en ilginç tarafı burada. Çünkü beynin ödül sistemi yalnızca bir şeyi elde ettiğimizde çalışmıyor. O şeyi elde etme ihtimalimiz de bizi harekete geçirebiliyor. Mesela çok sevdiğin bir şarkıcının konser vereceğini öğreniyorsun. Henüz konsere gitmedin. Henüz bir şarkı dinlemedin. Ama bilet bakmaya başlıyorsun. Arkadaşlarını arıyorsun. Konser gününü bekliyorsun. Bütün bunlar, gelecekteki bir ödülün bugünkü davranışlarımızı yönlendirmesiyle ilgili.
Yeni araştırma, bazı kişilerde hipokampus ile ödül sistemi arasındaki iletişimin zayıflığının bu beklenti duygusuyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yani insan güzel bir şeyin geleceğini aklıyla biliyor ama o bilgi, beklenen heyecanı oluşturmayabiliyor.
Yani depresyonda mıyız?
Uzmanlar hayır değil diyor.
Güzel olayları beklerken heyecan duyamamak, depresyonda görülebilen belirtilerden biri. Ama tek başına depresyon tanısı koydurmaz. Uzun süreli stres, tükenmişlik, kaygı, uykusuzluk ve bazı ilaçların etkileri de kişinin heyecan ve motivasyonunu azaltabilir.
Burada önemli olan, bu durumun ne kadar sürdüğü ve kişinin hayatını ne ölçüde etkilediği. Örneğin yalnızca yaklaşan bir tatil için heyecan duymamak başka bir şey. Eskiden sevilen hiçbir etkinliği istememek, insanlarla görüşme arzusunu kaybetmek ve bunun haftalarca sürmesi başka bir şey. İkinci durumda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yararlı olabilir.
Mesele her zaman mutluluğun kendisi değil, mutluluğun geleceğine dair hissettiğimiz beklenti. Ve bilim insanları şimdi bu beklentinin çocukluk deneyimleriyle ve beynin hafıza-ödül sistemi arasındaki iletişimiyle nasıl bağlantılı olduğunu araştırıyor.
Tekrar görüşelim
Didem Dede