Fenerbahçe, Slavia Prag karşısında adeta bir sinir harbi yaşadı. Maçın başında planlanan senaryo, genç ve dinamik Çek ekibine karşı hızlı başlamak, onları henüz stat atmosferinin etkisinden kurtulmadan sarsmaktı.
Nitekim sarı-lacivertliler de tam olarak bunu yaptı. Süper Lig’in formda ismi Oğuz Aydın’ın ayağından gelen gol, bu planın ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Ardından Greenwood’un ceza sahası içindeki etkinliğiyle skoru 2-0’a getiren Fenerbahçe, ilk 10 dakikada oyunu kopartma noktasına gelmişti.
Ancak burada bir parantez açmak gerek. Yenilen ilk golde Guendouzi’nin yaşadığı top kaybı, sadece basit bir bireysel hata değil, aynı zamanda bir alışkanlığın tekrarı gibiydi. Fransız yıldızın sırtı dönük aldığı paslarda Gençlerbirliği ve Slavia Prag maçlarında benzer hatalar yapması, akıllara ister istemez “Saç modeli mi görüş açısını kısıtlıyor?” sorusunu getiriyor. Elbette bu bir mizahi bir çıkarım ama sahada yaşanan gerçek şu ki, Guendouzi’nin bu bölgedeki konsantrasyon sorunu takımın kırılganlığını artırıyor.
Maçın en kritik anlarından biri de Oğuz Aydın’ın oyundan alınmasıydı. Sahadaki en etkili isimlerden biri olan Oğuz’un erken çıkması, yerine giren Nene’nin kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonu gole çevirememesi, maçın dönüm noktası oldu. Eğer o dakikada üçüncü gol gelseydi, Fenerbahçe rahat bir nefes alacak ve Galatasaray derbisi öncesi moral depolayacaktı. Ancak kaçan fırsatlar, takımın geriye yaslanmasına ve Slavia Prag’ın cesaretlenmesine yol açtı.
Sonuçta 90. dakikada gelen gol, Fenerbahçe için tam anlamıyla bir kâbus oldu. Guendouzi’nin oyunda kalması, belki de orta sahadaki dinamizmi azaltarak maçı kopartma şansını ortadan kaldırdı. Bu sonuç, Şampiyonlar Ligi' nde sadece iki puan kaybı değil, aynı zamanda psikolojik bir yara olarak da hafızalara kazındı. Çünkü bu kadar geriye yaslanan takımlar, er ya da geç golü yemeye mahkumdur. Fenerbahçe, Galatasaray derbisi öncesi bu acı tecrübeden ders çıkarmak zorunda.