FENERBAHÇE’DE DEĞİŞEN NE VAR? AYNI HATALAR, AYNI SONUÇLAR! Eskiden Kadıköy geçilmezdi, şimdi Fenerbahçe için deplasman rakipler için ise cennet!

Klasikleşem bireysel hatalar, geriden topla çıkamama, orta alandan hücuma geçişte sıkıntı, forvet hattının ise topu kaleye sokamaması sorunsalı bir kabusa dönüştü yıllardır.

Yönetimin Talisca ve Fred’i satıp orta sahaya takviye yapmaması kabul edilmez bir hata. Bu ekonomi ile finansal fair play ve limitlerle anlatılamaz. Aynı tip forvetleri getirip sonuç alamamak üzücü.

Hakan Safi seçilirse 4 aya kongre yapılır demişti Aziz Yıldırım başkan, fakat dün 4 ay henüz dolmuşken istifaya davet edildi.

İnanılır gibi değil, yöneticilerin muhalefetteyken tüm reçeteyi görüp çıkarması ama iktidar olunca yanlış ilaçlarla hastalığı uzatmayı bırakın farklı rahatsızlıklara sebebiyet verecek kadar gerçeklerden uzaklaşmasına hayret ediyorum.

Mesele basit değil mi?

Osimhen, Dju, Oh Heyeon, Gift Orban atıyor; Vedat, Kerem ve Lukaku kaçırıyor!

Mesela, seçim vaadi olan ama alınamayan Giurassy golleri sıralıyor! 9 milyon verilen Lukaku ise ıskaladığı toplarla kader belirliyor.

Fenerbahçe - Göztepe maçının ardından Dirk Kuyt, takımın çok sayıda pozisyona girdiğini ancak şanssızlık yaşadığını anlattı. Oysa futbolun temel gerçeklerinden biri şu: Önemli olan yalnızca pozisyona girmek değil, skoru bulup maçı kırabilmek. Alanyaspor ve Rizespor karşılaşmalarında ikinci goller geldiğinde maçların nasıl çözüldüğünü hep birlikte gördük.

Bugün eleştirilen yalnızca kaçan fırsatlar değil. Transfer planlaması, teknik kadronun hamleleri ve takımın oyun aklı da sorgulanıyor. Üstelik bu eleştirilerin önemli bir bölümü haksız değil.

Kasım ayına henüz girmeden Fenerbahçe, şampiyonluk yarışında adeta havlu atma noktasına geldi. Kadıköy’de tribünlerden yönetim istifa sesleri yükseldi. Sosyal medyada #AzizYıldırımİstifa etiketi açıldı. Sezon başındaki iddialı hedeflerle bugün gelinen nokta arasındaki uçurum giderek büyüyor.

Guendouzi’yi ısrarla eleştiriyoruz ancak belki de kadro derinliğinin yetersizliği nedeniyle sürekli forma buluyor. Kante’nin 8, Guendouzi’nin 6 numarada oynatılması da tartışılması gereken tercihlerden biri. Oysa bu iki oyuncunun kariyerlerine baktığınızda Kante 6 Guendouzi 8 numara olarak önemli başarışar yaşamış. Fenerbahçe’deki ters ısrar neden?

Peki, dört aydır İsmail Kartal ile birlikte kararların içinde olan Dirk Kuyt’tan farklı ne bekliyorduk? Göztepe karşısında gördüğümüz tablo, İsmail Kartal’ın sahada olmadığı ancak futbol anlayışının ve tercih alışkanlıklarının değişmediği bir Fenerbahçe’ydi. Geç oyuncu değişiklikleri, yanlış hamleler, tartışmalı kadro tercihleri ve aynı oyun planı…

İsimler değişse de sonuç değişmiyorsa burada kişilerin ötesinde bir futbol aklı sorunundan söz etmek gerekiyor.

Fenerbahçe’nin son 10 yılda 39 maçta vekil antrenörlerle sahaya çıkmış olması da başlı başına bir yönetim ve planlama sorunu. Liverpool karşılaşmasıyla bu sayı 40’a ulaşacak. Neredeyse koca bir sezona denk gelen bu tablo, kulübün teknik direktörlük meselesini ne kadar sağlıklı yönetemediğinin göstergesi.

Bana göre yanlışlık daha en başında, Aykut Kocaman tercihinin yapılmamasıyla başladı. İlk düğme yanlış iliklendi. İsmail Kartal plansız ve programsız bir şekilde göreve geldi. Roma maçı sonrasında istifa kararı kabul edilmeyince de aynı anlayışla yola devam edildi.

Bugün ise teknik direktörlük koltuğuna kimi getirirseniz getirin, önündeki tablo oldukça ağır. Yeni gelecek isim yalnızca bir takımı değil, yanlış planlamanın ve biriken sorunların sonuçlarını da devralacak.

Üstelik Liverpool maçı öncesinde Oppong’un sakatlanması ve forma giyemeyecek olması savunmadaki sıkıntıları daha da büyüttü. Skriniar’ın yanında Yiğit Efe’nin görev yapması bekleniyor. Fenerbahçe taraftarını yine zor bir gece bekliyor.

Ocak transfer dönemine yaklaşık 60 gün var. Fenerbahçe ise ligin üst sıralarındaki rakipleriyle oynayacağı maçların henüz başında. Bu kadro ve mevcut oyun anlayışıyla aradaki puan farkının kapanabileceğini söylemek mümkün ama gerçekçi olmak gerekirse sahadaki görüntü umut vermiyor.

Bir diğer önemli konu da taraftarın oyunculara yaklaşımı.

Kerem Aktürkoğlu’nun Göztepe maçında ıslıklanması ve protesto edilmesi, Fenerbahçe’ye ne kazandıracak? Bir oyuncunun performansını yükseltmek istiyorsanız ona güven vermeniz gerekir. Maçın içinde yapılan protestolar ise tam tersine oyuncunun özgüvenini ve takıma katkısını olumsuz etkiler.

Ederson’un geçtiğimiz sezon maruz kaldığı tepkileri hatırlayalım. Özgüveni aşındığında yaşadığı performans düşüşünü de gördük. Taraftarın yıllardır gelmeyen başarılar nedeniyle biriktirdiği öfkeyi elbette anlıyorum. Ancak bu öfkenin maç sırasında oyunculara yöneltilmesi çözüm değil. Aksine, takımın elindeki önemli futbolcuları da kaybetme riski doğuruyor.

Fenerbahçe’nin artık duygularla değil, futbol aklıyla hareket etmesi gerekiyor.

Aziz Yıldırım’ın şampiyonluk iddiasını sürdürmesi elbette mümkün. Ancak mevcut tabloya bakıldığında bu farkın kapanacağına dair güçlü bir işaret göremiyoruz. Şampiyonluk matematiksel olarak bitmiş değil ama bugünkü futboluyla Fenerbahçe’nin bunu başarabileceğine inanmak da giderek zorlaşıyor.

Kulübün ihtiyacı çok açık: Ligi tanıyan, takımı kısa sürede toparlayabilecek, oyuncular üzerinde otorite kurabilecek ve doğru futbol kararları verebilecek yetkinlikte bir teknik direktör.

Fenerbahçe aynı hataları yaparak farklı sonuçlar bekliyor. Yönetim, teknik kadro ve futbol yapılanması değişmeden bu gidişatın durması kolay görünmüyor.

Daha kötüsü, sezonun henüz bu aşamasında taraftarın şampiyonluk inancının ciddi biçimde yara almış olması.

Fenerbahçe için bu sezon şampiyonluk artık hayal gibi görünüyor. Ve bugün itibarıyla bu tablodan çıkış için ortaya konulmuş inandırıcı bir çözüm de yok.

MAÇIN ÜÇLÜSÜ

Fenerbahçe – Futbol – Aklı