Bu maç bir kez daha gösterdi ki, savunma oynayamayan hiçbir takım hedefe sağlam bir yürüyüş inşa edemez. Dün akşam bunun en net örneğini izledik.
Ofanstaki oyuncuları da dahil canını dişine takan, plana sadık kalarak fırsatları da verimli kullanan futbolcularıyla Galatasaray, maçı sahanın genelindeki savunma tutarlılığıyla kazandı. Yani mesele sadece arka dörtlünün veya kalecinin kurtarışları değil; mesele, takımın tamamının aynı anda savunma yapması.
Ve şunu da eklemeliyim: Batrakov’un formasının içinde gencecik bir Mertens gizlenmiş gibi sanki. On numara pozisyonunda durağan kalmıyor, aynen Mertens gibi sürekli sağa sola deplase olarak savunmanın kafasını karıştırıyor. Mertens gibi soğukkanlı. Ve basit oynamanın ne kadar ışıltılı bir şey olduğunun farkında. Galatasaraylı futbolcular da bireysel olarak olağanüstü çabuk, yardımlaşmalı, topun olduğu ve olmadığı her yerde her pozisyona hazırdılar.
Ama beni asıl düşündüren şu: Yönetim dün Osimhen'in çöken zeminde dönen bileğine iyi baksın. Çünkü bu takım, bu mücadele ve bu plan halı gibi bir zemini, çok daha iyisini hak ediyor. Okan Buruk ve öğrencileri gerçekten çok daha iyisini hak ediyor.
Şampiyonlar Ligi’ne kaygı verici başlayan Galatasaray, önce deplasmanda Lille’i ardından Stuttgart’ı geçerek ilk 24 yerine 26. sırada gösterilmelerine kuvvetli bir itiraz etmiş oldu. Bu itiraz sadece skorla değil, oyunla da geldi. Savunma tutarlılığı, plana sadakat ve fırsatları verimli kullanma… İşte bir takımı hedefe sağlam yürüten şey tam olarak bu.
Bence; Galatasaray dün akşam sadece bir maç kazanmadı; savunmanın ne demek olduğunu, takım halinde nasıl mücadele edileceğini ve basit oynamanın neden bu kadar değerli olduğunu bir kez daha herkese hatırlattı. Şimdi sıra, bu oyunu istikrara çevirmekte.