Saat 04.17…Takvim yaprağı hâlâ 6 Şubat’ı gösteriyor. Üç yıl geçti ama bazı saatler geçmiyor. Bazı sabahlar hâlâ gelmiyor. O gece sadece binalar yıkılmadı. Uykular yıkıldı. Evler değil, hayatlar çöktü. Bir ülke, gecenin en savunmasız anında yakalandı hayata.

“Asrın felaketi” dedik.

Büyük bir söz bu.

Ama bazen kelimeler de enkazın altında kalıyor.

53 bin…

Resmi rakam.

Ama bir annenin “evladım” diye seslendiği boşluğun sayısı yok.

Bir çocuğun sabah kalktığında bulamadığı babanın istatistiği tutulmuyor.

O yüzden bu yazı rakamlarla değil, insanlarla ilgili.

Bu Bir Doğal Afet miydi, Yoksa İhmalin Enkazı mı?

Deprem doğaldı.

Ama yıkım…

O kadar doğal değildi.

Yan yana yıkılan binalar vardı.

Biri ayakta kaldı, biri yerle bir oldu.

O farkın adı kader değildi.

O farkın adı denetimsizlikti.

İmardı.

Görmezden gelmekti.

“Bir şey olmaz” cümlesiydi.

Ve sonra herkes aynı soruyu sordu:

“Bu kadar mıydı?”

Bu ülkede depremler olmadan önce önlem almak yerine,

deprem olduktan sonra ağıt yakmayı seviyoruz.

Hatırlıyoruz ama ders çıkarmıyoruz.

Anıyoruz ama değiştirmiyoruz.

Üç Yıl Sonra Aynı Yerde miyiz?

Üç yıl geçti.

Bazı şehirlerde yeni binalar yükseldi.

Bazı sokaklarda hayat geri dönmeye çalıştı.

Ama hâlâ konteynerde yaşayan insanlar var.

Hâlâ “geçici” denilen hayatları kalıcı hale gelenler var.

En acısı ne biliyor musun?

Deprem bölgesinden göç eden çocukların

“Ben oralıyım” demekte tereddüt etmesi.

Bir şehir yıkılabilir.

Ama bir şehrin hafızası kaybolursa,

işte asıl enkaz odur.

Unutmak Kolay, Hatırlamak Zor

Biz bu ülkede çok çabuk gündem değiştiririz.

Bir felaket olur, sonra başka bir başlık gelir.

Acı, haber bandından düşer.

Ama deprem mağdurlarının hayatında

“son dakika” hiç bitmez.

Onlar için deprem hâlâ oluyor.

Her artçıda,

her sirende,

her sallanan avizede…

Bugün 6 Şubat.

Bugün paylaşım yapmak kolay.

Zor olan 7 Şubat’ta da hatırlamak.

Zor olan 6 Mart’ta, 6 Haziran’da,

yeni bir bina ruhsatı verilirken de aynı ciddiyeti göstermek.

Bu Yazı Bir Anma Değil, Bir Sorumluluk Çağrısıdır

Bu yazı sadece kaybettiklerimiz için değil.

Yaşayanlar için.

Yaşayacak olanlar için.

Çünkü deprem takvim sormaz.

Seçim beklemez.

Gündemi umursamaz.

Ama biz umursamak zorundayız.

Her “asrın felaketi” dediğimizde,

bir daha yaşanmaması için ne yaptığımızı da sormak zorundayız.

Saat 04.17’de Duran Hayat, Biz Unutursak Bir Daha Durur

Üç yıl geçti.

Ama bazı yaralar zamanla değil,

adaletle iyileşir.

önlemle iyileşir.

sorumlulukla iyileşir.

Bugün 6 Şubat.

Bir anma günü evet.

Ama aynı zamanda bir sınav günü.

Unutursak,

bir gün yine aynı saatte,

yine aynı çaresizlikle uyanırız.

Ve bu kez mazeretimiz olmaz.