Birkaç gün önce TBMM’de DEVA Partili Elif Esen çıktı, “En düşük emekli maaşı 35 bin TL olmalı” dedi. Daha cümlesi bitmeden, AK Partili sıralardan gümbür gümbür kahkahalar yükseldi.

Böyle trajikomik tiyatrolar vardır ya, başrolünde açlık oynar, perde gülmeyle kapanır…

İşte öyle bir gösteri.

Koskoca mecliste, emeklinin açlığına kahkaha atan vekiller görmek, inanın başka bir seviye…

Hani derler ya, “Ağlanacak halimize gülüyoruz” diye…

Biz ağlanacak halimize gülüyoruz sanıyorduk, meğer bizim yerimize meclistekiler gülüyormuş.

Hem de öyle kıs kıs değil, kahkahalarla!

Bir milletvekili meclis kürsüsünde emeklinin açlığını anlatıyor, maaşların sefaletini rakam rakam döküyor…

Salon ise kahkahaya boğuluyor.

Belki o kahkaha başka bir şeye atıldı.

AK Partili vekiller gerçekten Elif Esen’in sözlerine gülmediler…Ama sonuç değişmiyor:

Kürsüde bir milletvekili konuşurken, ciddiyetiyle, derdiyle, derinliğiyle konuşurken;

salondan gelen kahkaha, kelimeleri yarım bırakır.

Milletin açlığına, borcuna, derdine karşı en büyük saygısızlık, o kürsüde konuşana kulak vermemek.

Bu, sadece Elif Esen’e saygısızlık değil…

O kürsüye, o çatıya, o oy veren milyonların iradesine saygısızlık!

O kahkaha, sadece konuşanı değil, sizi, beni, o kürsüye oy atan milyonları da yaralar.

Kaldı ki bu milletin meclisi, dedelerimizin, ninelerimizin “vatan sağ olsun” diye cepheye gönderdiği evlatlarının kanıyla var oldu.

***

Ama orada bir detay vardı ki…

Benim içime su serpti.

Meclis Başkan Vekili Bekir Bozdağ…

Kürsüden duyulan o kahkahalara dönüp dedi ki:

“Burası kahvehane değil. Böyle olmaz.

Ya dinleyin ya da salonu terk edin, meclise olan saygınızı gösterin!”

Öyle bir uyardı ki, kahkahalar boğazlarda düğümlendi.

Ben Bekir Bozdağ’ın bu hareketini çok takdir ettim.

Olması gereken buydu.

Parti rozetini çıkarıp, TBMM Başkan Vekili cübbesini giydi.

Bir siyasetçi gibi değil, bir devlet adamı gibi davrandı.

Helal olsun…

Bu ülkenin vatandaşının da görmek istediği tam olarak bu.

Bekir Bozdağ’ın o çıkışı “normal bir uyarı” değildi.

O, Meclis’in onurunu kurtarma refleksiydi.

Belki oradaki bazı vekiller anlamadı, ama millet anladı.

Saadet Partili Mahmut Arıkan da dayanamayıp sordu:

“Komik olan ne? Emekli torunundan harçlık aldığı için mi gülüyorsunuz?

Yoksa açlık sınırının 26 bin olduğu ülkede, emekliyi 16 bin liraya mahkûm ettiğiniz için mi?”

Cevap yok…

Olmaz tabii.

O kahkahalar cevaptı zaten.

Zaten son zamanlarda meclis biraz kabare sahnesine döndü.

Kimi kameralar için bağırıyor, kimi canlı yayında tokat atıyor, kimi de açlığı seyirlik bulup gülüyor.

Halkın cebindeki eksi bakiyeyi, kendi pozitif enerjilerine çeviriyorlar maşallah.

Dert yok, tasa yok…

Dert varsa da onlar için “gülünecek kadar küçük”!

Diyeceğim o ki sevgili okurlar;

Biz, pazarda kilosu 70 liraya çıkan biberle dalga geçiyoruz,

Onlar, açlıkla dalga geçiyor.

Biz, kredi kartı ekstresine bakıp başımızı iki elimizin arasına alıyoruz,

Onlar, mecliste maaş önerisine bakıp kahkahayı basıyor.

Kapatırken naçizane bir hatırlatma:

Emeklinin açlığını komik bulanlara, sandık zamanı geldiğinde siz de bir “gülme hakkı” verin.

Hesap pusulasını uzatın, “Buyurun!” deyin…